29 Temmuz 2013 Pazartesi

Akşam Yağmuru

Eskilerden bir adam, buruşuk ve zayıflamış bedeninin ardından ağzından dökülen bir kaç cümleyi bana savuruyordu o akşam.. vakit baya geç olmuştu. ve serin bir bahar gecesiydi yanlış hatırlamıyorsam.  gece yeli yüzüne çarpıyordu. birşeyler geçiriyordu aklından. kadınlara ve erkeklere ait bir düşünce. kısa ve öz olarak aşk,sevgi ya da buna yakın bişey denebilir.

çok fazla şey üzerine konuştuk. iki eli başının arasında duran yaşlı adam şöyle başladı:

kadınlar..... ve devam etti

kadınlar su gibidir. doğada en açık şekliyle gökten yağan yağmurlardır. ve içlerinde her zaman bir adam için akmaya hazır gözyaşları taşırlar. bazen bu oyuna tanrı da katılır ve yağmurlar yağar genç adam..

bu yağmur, bazen bir taşa ve bazen de toprağa akar. taş veya toprak olmaksa tamamen erkeğe ait birşeydir. su herşeyin kalbine işleyen bir varlık. tamamen kutsal bir şey.

bir kadın o erkeği gerçekten istiyorsa
gerçekten hissediyorsa yağmurlar dolusu erkeğinin
üzerine yağacak.
ona güç vermek için
yaşatmak için
dudaklarındaki
kutsal meyvelerle
erkeğini yüceltmek
ve onu sarmak için
bir sel gibi yağacaktır...

adamın karşısında iki seçenek vardır.
taş mı olmak istiyorum?
toprak mı olmak istiyorum?

taş dediyse bir adam; yağmurlar yağacak, üzerinden muson yağmurlarıda geçse asla çiçek açmayacak..
ve
toprak dediyse bir adam; her bir damlada bir çiçek açacak..

damla damla çiçek açacak kalbinde..
damla damla bir adam ve kadını olacak
yeryüzüne ait birbirinden beslenen bir yağmur ve toprak...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder