9 Haziran 2017 Cuma

hayat öngörülemez



bir kuytuda bulunmuş gibi
ölmicez di mi?

şimdi,
dünyanın sonuna git
algın kapalı
hayal et,
çünkü sadece
bu an var
öncesi yok
hep bu andayız
işin aslı bu.

geçmiş,
sadece bir yanılsama
iyilikler
vede kötülükler adına
bir yanılsama.

şuan da olmadıkça
parçalar seni.

zamanı sorgulama,
çünkü zaman sensin.

kafanın içinde
uzanabilir miyim?

hayır.

hadi yap
saçmala
söyle, anlat
vur
tüm sitemlerin
kırgınlıkların için
vur, bağır, ağla
ne istersen
ama bir haltlar yap.

pişman olacaksın,
şuan da olmadığın için
pişman olacaksın,
kaçırdığın her saniye için
pişman olacaksın.
hissettiğin gibi değilde
gördüğün gibi olduğunu
düşündükçe hayatın,
pişman olacaksın.


çıplaklık
hayatın içinde
çıplaklık,
bir kadeh alırım
çıplaklık için.

tamamen çıplak olma hali,
savunmasız
apaçık.

bazı şarapların
bazı yudumları
güzel.
şarap zaten güzel,

herşey için
şarap için,
şarap güzel.

herkes konuşmaktan bahsediyor
konuşmak ve sadece konuşmak,
susmakta güzel.

yani belki
susmak,
bunun için
kızgın olmak
harekete geçmekten daha kolaydır
sorun değil,

bence gün gelir,
bugün sadece
kızgın olduğun için
kendini kötü hissedersin.

kendine kızarsın
başkasına kızarsın
zaman geçtikçe
bundan pişman olursun,

hayat öngörülemez
ve
kontrol,
sadece
bir yanılsama.

kontrol etme fikrine
inşa olmadığını bildiğin halde
kontrol etmeye çalış,
sanki kıyılmamış bir zaman hiç olmayacak?

hayat öngörülemez,
bi an
farkına varacaksın.




30 Nisan 2017 Pazar

aklımda tek bir soru bıraktım



adam barın kapısından girmiş
hayır barın kapısı yok
bar gibi bar,
gittiğin an barın içindesin
dışarıda değilsin
o saatten sonra,
göze ilişen bir saksı
içinde bir bitki çiçek,

öylece çiçeğin haline bakmış dalarak
kötü durumdaymış çiçek.

--------------------------

çiçek güzeldir
kokar,
ve afallatıcı bir çekiciliği var.
seveceksin tabi ki,
doğal olarak.

hiç çiçek almadın
oysa...
çiçek gibi hatun.

hissizliğe ulaşmak zor,
bakışlar dokunmaz
ellerin dokunmaz
gözlerin dokunmaz
yada son kadeh
işittiklerimiz dokunur
sözler,
nefesin dokunur

tüm tek tabanca kelimeler
anlam kazandı
bir an çark etti kelimeler kafanda;
sessizlik
karanlık
yalnızlık
düşünce
hissizlik
karmaşa
kararsızlık
kırgınlık.

arada aklına geliyor saate bakıyor
geçmemesi için,
sanki dursa
hiç bir şey değişmeyecek
sonsuz düşünme hali başlayacak
her şey aynıyken
her şeyi düşüneceksin
durduğu anda.
ve bu asla gerçekleşmeyecek
bir düşünce.

zaten kırılmış bir kızsın,
hiç istemediği bir hayat bu.

herkesin kanatlandığı
bizim gibilerin kalakaldığı

''milyonlarca sakarlığı
örter bir öpücük derler
ve bir ömür savurur dumanlarını''

gök yüzünde süzülme
gezegenler arası uzay yolculuğu
ve galaksiler,
uzayda ki boş sessizlik
bitmeyen hayal gücü,
biraz aşağıda
düşen yaprakların seslenişi
minik toprak üstünde bir çilek,
istasyon uzaklaşıyor trenden.

kahkahalar mavi gökyüzünden geçti
iki kırık kanadın fısıltısı
istenmeyen bir son.
aklının başında olmadığı
benim kalakaldığım
senin kanatlandığın.

kimsenin bilmediği bir sır
gelecek de yok
geçmiş de,
herkes için
bir kişi kayıptır bir an.

aklımda tek bir soru bıraktım

-aşk yok olduğunda nereye gider?




3 Şubat 2015 Salı

herşeye rağmen gülümse

kendi hayatımdan hiç bu kadar nefret edip bir o kadar sevmedim.

bir odamın içinde pencerenin ardından güneş doğarken yanımda güzel bir tebessümle uyanırım.

tek bir tebessüm nasıl iyi hissettiriyor anlatamam sanki hiç bir sorun yokmuş gibi o kadar güzel ki.

bir an geldiğinde arzular sıraya giriyor adamım, benle tebessümler arasına.

istek ve arzu dolu  bekleyişlerin beyinden uyanıp dile geldiği anda,
tamda o an elimden bir şey gelmiyor bazen.
hayallere evet yapabiliriz dediğimde ortada sadece lafın kaldığı gerçeğiyle yüzleşmek
bana koyuyor.

deli gibi kahkahalar atıp eğlendiğimiz anları sonsuz yapmak varken
şikayetler sıralıyoruz cennetin kapılarına
sanki cenneti böyle bulabilecekmiş gibi.

bir an yemek yapıyorum adamım
sevdiğim kadına yemek yapıyorum.
ona ufak bir hediye alıyorum gülümser diye,
cebimde ki son parayla ona hediye alıyorum adamım
onun için alıyorum, son parayla.




çok şey istemiyorum

bazen sahip olduğum şeyleri hissedemem. ruhumu dar ağacına asılmış gibi hissediyorum. hayatın içinde planlar yapıp bir şeyleri başarmış olmak sizi motive edip hayatta olduğunuzu hissetmenizi sağlar. daha dün bir çocukken bugün geldiğiniz nokta da karakteriniz şekillenir ve hayalleriniz aklınızı ele geçirip sizi tetikler. 

bazen koşamıyoruz dostum. o kadar çok hayallere koşmak istiyoruz da sanırsın körkütük sarhoşuz koşamıyoruz. bazen elimi cebime atıyorum ve beş kuruş param yok bir sürü hayalim peşime takılmış. bazen diyorum adamım siktir et eğer mutlu hissetmeye çabalar ve çevrendeki bir kaç insanı hala gülümsetip ağlayışlarında yanlarında oluyorsan bunun bir önemi yok. yorgunum dostum anlayabilir misin. bazen bir şeylere koşmak güzel ama bazen istiyorum ki o el omzuma değsin ve beraber düzeltebiliriz desin. 

ne durumda olduğumu ne hissettiğimi kimsenin önemsemediğini düşünmeme çok az kaldı. gerçekten ne hissettiğimi gerçekten ne durumda olduğumu bilen bilmek isteyen yok dostum. tek duyduğum insanların hayalleri, benden neler beklediği neler yapmak istediği. sanki seçme şansım yok gibi adamım. 

çok şeyi feda edebilirim. kendimden ödün vermek bunlardan biri değil. zaten fazlasını verdim ama dostum benden istedikleri bazen hayatımın tamamı. benden cebimde olmayan on lirayı istemeyin. benden on lirayı kazanmak için bir el isteyin benden bir şey isterken yüzünüz de bir tebessüm edinin. ne bilim birileri gerçekten sarılsın istiyorum, yanındayım ve her şey bir süre sonra düzelecek desin. ne kadar zaman sonra olursa olsun ama yapabiliriz desin. 

çok şey istemiyorum dostum. 
o kadar az şey istiyorum ki 
cebinizde ki paranızı değil
sahip olamadığınız arabanızı da istemiyorum 
bağırış ve sitem dolu karakterlerinizi de 
bir el istiyorum 
omzuma dokunsun 
ve her şeyi yoluna sokacağız desin. 

çok şey istemiyorum. 





25 Ekim 2014 Cumartesi

uyuşmuş

hayatımda ilk defa gerçekten kim olduğumu sorguluyorum bu sabah. neye benzediğimi ve ne kadar kendim olarak kalabildiğim hakkında şüphelerim var. insanların bir duruşu olur, biz onlara kişilik diyoruz. hayatımda ilk defa kendi kişiliğimden uzaklaştığımı fark ettim. değer verdiğim bir avuç insan bir avuç hobi var kendi adıma, ve her zaman yanımda bir bohça gibi taşıdığım hayallerim.

ben çok korkak bir  insan oldum bu sabah, aynada ki yansımama bakıyorum sanki gözlerime yansıtılmış, bana artık öyle olmam fısıldanmıştı sanki. nedeni çok basitti doğru olarak düşündüğüm şeylerden özürler diliyordum, inandığım değerlerden özür diliyordum, hissettiğim şeylerden özür diliyordum. bana  düşüncelerim iteleniyordu, bana inandığım şeylerin düşündüğüm şeylerin değersizliği serpiliyordu. ve sırf inandığın şeylere koşarken koyuyor, değerlerim için ölmeyi göze almayacağım hissine kapılsam bir an, varsın öldürsünler beni.

her sabah uyanıp, ileriye doğru bir adım atmak istediğinizi düşünün. ben çokça vakit inandığım şeylerden, düşüncelerimden geriye itilmeye mahkum kılınıyorum. bunu her sabah ileriye adımlar atmak için çabalarken yaptığınızı düşünün. ben bir merdivenin son basamağı gibiyim, üzerimden atlayıp zemine varılabiliyor. kendimi böyle tanımadım, noldu bana böyle. neden yabancılaşıyorum, neden etrafımda ki dostlarımın sesi kısılmış hissediyorum. biz karanlıkta ki ışığı göremeyecek kadar kör mü olduk.

insan sadece ölümle kaybetmiyor değerlerini, behsat abi güzel söylemiş. ben kimseyi kandırmadım, ben kimseden hayallerini bırakıp bedenimi esir alacak kadar aptal olmadım. düşüncelerim hiç bu kadar fakir kılınmadı, insan kendini kaybettiğini hisseder mi. aynaya baktığında yansımasını göremez mi insan. insan deli gibi sarıldığına değil, sarılamadığına aşık olur diyorlar. aşk nedir ki?

ne değildir biliyorum. suçlamalar değildir. aşk özürler beklemez. sarılmayı bekler. koklamayı bekler. dokunmayı bekler. başını omzuna dayadığında anlaşılmayı, uzaktayken parçanın tamamlanmasını bekler sabırla. eğer bir kere aşık olduysan, geçmişi sormazsın bir daha. o aklında kim varsa, gece uyuyamıyorsan o aşktır. geceleri içtiğin şarap gündüzüne kadar dahil oluyorsa budur, rakına eşlik edip kadehini doldurmaktır. sevişmektir, kıskanmaktır lan aşk.

düşündüm, insan hep düşünüyor da en çok kendine söylemiyor düşündüklerini. en çok kendinden kaçıyor. kendimi üzdüğüm kadar kimseyi üzmedim la şu hayatta. bu benim en büyük lafım en çok yakıştırdığım. kendimden en çok utandığım şey. en büyük hatam. herkesin benden beklentileri var, herkes neler beklediğini anlatıyor sadece. koşulları var şartları. olum size bir şey diycem ben de insanım lan benimde beklentilerim isteklerim, sahip olma arzusuyla tutuşup ulaşamadığım isteklerim var. ben kime anlatıcam lan bunları ben kimden isticem olum. kaçınıza gelip bir şey istedim, kaçınıza gelip hayallerime uzak kaldığımı, kaçınıza yalnız hissettiğimi söyledim. tek hatam hep sizi dinlemek. ben, ben nasıl olsa mutluyum. hiç bir sorunum yok lan benim. müthiş bir hayatım var.

bazen diyorum ki, ulan derdimizi sikeyim. ne dertmiş, kahrolsun tüm dertler. tüm dertler susmuş beni dinliyor sanki, sanki bir bok yaşıyorum da bir derdim var. neden bunu yapıyorum neden amınakoyim.

hayatınızdaki en büyük hata susmaktır, o da korkmaktandır bir şeyleri kaybetmeye olan korkunuz. neden korkarsınız size anlatım, gerçekten korkmanız gereken şeyi anlatim size. babanızı kaybetmeye yaklaşırsınız, bir kaza geçirir ve tüm hayatınızı size adamış ulan idol dediğiniz o adamdan bahsediyorum. yok olur, gidiyo dersiniz işte o an korkarsınız. sevdiğiniz kadın kollarınız arasından sıyrılıp ölmek üzeredir işte o an korkarsınız. ama siktiğimin hayatında bana başka şeylerden korkmaktan bahsetmeyin.

kimsenin neye inandığını sorgulamayın lan. kimi gider oralete inanır. kimi özgürlüğe, kimi karıya kız inanır kimi paraya, ama siktirtmeyin karışmayın lan. oralete inanıyosanız gidin bir oralet için gidin oralet seven adama oralet ısmarlayın siktirtmeyin olum beyninizi gidin yapın.

hayalet miyim olum ben. ben kurşun geçirmez miyim olum. ben üzülmem mi ben ağlamıyor muyum lan. görmediğiniz değerlerimi yargılamayın olum neler verdiğimi söyletmeyin bana neler yaptığımı söyletmeyin iyiliklerimden bahsettirmeyin olum bana, bana beni anlattırmayın, bana sustuğum şeylerden bahsettirmeyin olum bana özür dilemekten alttan almaktan bahsetmeyin abi, bana o cümlelerin arasında kaybolmaktan bahsetmeyin. bazen neler verdiğime ben bile hayret ediyorum, olum ben hayatımı veriyorum lan birine. hiç bu kadar kaybettiniz mi kendinizi, hiç bu kadar teslim oldunuz mu. ilk defa oluyor, değsin lan buna.

olum bırakın la beni. sikilmedik bir kulak arkamız kaldı onu da siktireyim, kaybedeyim kişiliğimi, bunu ben istemiyorum bunu hayat söylüyor olum bana. adam dediğin, adam gibi durur. modernleşme ve medeniyat adı altında pezevenkleşmeye gerek yoktur.

beni böyle sevin lan. beni böyle bir kişi sevsin ama sevsin olum. bana oralet ısmarlayın, zaman kaybetmeyin lan boş laflarla. sanki gerçekten hayattan darbe yemiş gibi yapmayın. konuşun olum sadece adam gibi durun adam gibi ama konuşun lan. hatanız varsa geride adım atın, ama şunu unutmayın en aptallar bile aşağılanmak için yaşamazlar. aşağılama iç güdünüzü de alın gidin varsa.




bir son alıntıyla bitiriyorum:
"Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var."