23 Kasım 2013 Cumartesi

Çıldırma

Çıldırma..
böyle devam eder
ve durmadan gider.
bir basketbol topuyla
golf oynamaya kalkarsan
üzülürsün.
ve dirseklerinde kırışıklıklar,
zaman geçmiş;
bacaklarında
ham böcekler gibi selülitler..

...

canın çikolata ister;
sigara yakarsın.
canın uçmak ister;
sigara yakarsın.
uykun gelir sonra;
televizyonu açarsın.
tek intihar girişimin
hapşuruğunu tutmak olur.
gülünecek haline ağladığından
işler biraz karışır.

önce telefonun pin kodunu
sonra doğum gününü
ve bunlardan en son
dünyaya neden geldiğini unutursun..
buna bu taraflarda
yavaşlamak denir.
neden yavaşladığını
düşünmek bile istemez
kaldırımlar üstünde
yürüyen insan..

...

hiç bir zaman
anlayamadığın
bir matematik sorusu gibi
karşına çıkar
çocukluk arkadaşların.
boyun uzar önce
bir çok güneş doğar
daha bitirmediğin gecelerde.
sonra
çocukluk arkadaşların geride kalır.
bir yarışta geride kalan
bir at dan çok daha talihsizce..
bu biyolojik bir süreç
matematiksel bir hesaplaşmadır.

bir çok bilinmeyeni yan yana
getirmekten çok daha
çarpıcı bir karışıklıktır ve sıfır
her şeydir.

sıfırdan başlamak
oldukça çocukça kalırken
sıfırda bitmek
belki makul olmayan
ama çıkarımı olan bir sonuçtur.

...

çıldırma böyle devam eder.
mumlar ısınmak,

bazı mesafeler ayrılmak içindir.

gece bitip
yine bir gün doğduğunda,
yapmadığın her hamle
ve oturduğun o koltuk
uzandığın o yatak
seni yutabilir.

ve sıfır
her şeydir.

bütün sayılar
onundur.
onu takip etmek
ve yok olmak zorundadır.

sıfıra bir değer biçebilmek
bir değer haline getirebilmek
kendi hayatının rakamlarıyla
karar verip
yaşayacağın bir serüvendir.

...

uzaklaşan araç
senden geçtiği
yolları da alır.

büyürsün
ve anıların
arabanın içinde
kalır.

ne kadarını
yanına alacağın
ne kadar istediğine
kalan bir tercih...

18 Kasım 2013 Pazartesi

Eski ve Yeni; Hayatın sonu olmayan yolu üzerinde barınır

Eski olanı severim.
eski olan herhangi bir şeyi
atma fikri,
kesinlik berbat bir fikir.

eski kitaplar
eski sokaklar
eski aşıklar
eski köpeğin
eski evin
eskiyen ne varsa
sanki bir o kadar yeni.

şimdilerde
yeni bir şeyler için de
kötü diyemem
fakat özlemek
yabana atılmıyor.

yeni bir şeylerden
bahsetmişken.
internette insanlarla
sohbet etmek bir olanak
ve iyi olduğunu düşünüyorsun
bir süre,
sonra bambaşka konulara girip
delice gülüyorsun
ama o an,
yanında olmadığım o an,
kaybettiğim çok şey var
gibi geliyor.

bir sohbetin tadı
damağımda kalıyor desem,
abartmış olmam.

genelde beraberce
dışarı çıkıp eğlenip gülme
fikrine sifonu çekeriz.
neden böyle yaparız
bunun üzerine biraz düşünüyorum..
aklıma gelen ilk neden;
bu akıl almaz kutuların içindeki büyünün
bizi ne kadar tembelliğe ittiği.

o an kaçırdığım sıcak gülümsemeler
ve bakışlara dair bir çok his.

o anlarda başka ne gibi şeyler
yaşayabileceğinizi de
teraziye katarsanız eğer,
hayat sonu olmayan bir yolmuş
ve siz bu yolda
daha başlangıç çizgisinde
takılıp kalmışsınız
gibi gelir...

15 Kasım 2013 Cuma

Dudaklarına santimler kala

Bir ara
her zaman ki
yerime doğru
gidiyorum.

denizlerle örülü
sahil yolu gibi
gelen bir sokak,
benim adıma
öyleydi.

yağmurların durmadan
yağdığı haftaların
geçtiği yer,
sadece aşk yağmurlar
yağdırabilir gibi gelir,
hep o vakitlerde
çeyrek geçelerde
ve kalalarda yakalıyorum onu.

yağmur yağıyor,
saçları ıslanıyor.
ara ara baktığını görebiliyorum.
yağmur,
yağ üzerime
hüküm sür.

...

uyuyamam gecelerde,
uzanırım
bir sigara yakar
ve düşünürüm.
aklıma bir şarkı takılıyor
o an,
o an aklıma o da takılıyor
yağıyor üzerime.

bulutlar yokken bile
saçlarından düşen damlalar
yağıyor aklıma.

herşeyi hatırlayamıyorum
o güne ait.

herşeyi hayal ediyorum
hayal meyal.

 ...

sokaktayım tekrar.
sürekli ilerleyen zaman
ve takiplerini sürdüren akreple yelkovan.
yağmur yağıyor,
içimde bir şeylerin katlandığına dair bir şeyler
söylemem gerektiğine dair fikirler.

kadının hayalleri rengarenk,
zamanı bekliyorum.
soğuyan ellerim
yağan yağmurun altında ısınıyor,
kafamda çarpık düşünceler
halka halka
dönüyor.

aklımda yüzü,
dudaklarına santimler kala
zaman duruyor.
nefes alışını hissedebiliyordum
sanki birmiş gibi,
nefes alışları.

hala benim değil?

hala susuyorum?

...

o gecenin sesini unutamam,
çığlıklar yoruldu
pencereler çarpıp durdu
zaman durdu.

onu sımsıkı tutsamda
kaybettim o gece.

hep mi böyle olur?


13 Kasım 2013 Çarşamba

Bazı Ölümler Ve Yaşamak

Gece doğuyordu.
pakedin içinden
bir sigara seçtim,
çakmağa uzandım
ateş parladı
içime çektim
aklıma başkalarının
hayatları uğrayıp
durdu.

çok yorgun
olduklarına
dair bir şeyler..

yolunda gitmeyen
saniyelerin yanında,
kazandıklarının yanında
ara sıra hoşnut
olmayanlar
gibi şeyler geldi.

...

kazandıklarım
o an yok gibiydi.
ve sanki yok gibi
davranmam gerekiyordu.

rahat bulamayan
suni gözyaşları yoklardı onları,
ama var oldukları hissedebiliyordun.

bir damar bıçaklanıyor
sıradaki savunmaz
ve akıl oynanamazları
hissedebiliyordun.

...

bir aylak
ev bulur,
ve tununmak ister hani
öyle bir şeyler
gerekir.

...

günün geç saatlerine doğru,
ışıkların açılmasına yakın,
gizli bir mabet vardır
kısaca -ölüm- derler.

ölümden daha
gerçekçi ne var?
merak ediyorum.
ölümün olduğu bu yerde
başka bir insanın
dişlerini gösterip
gamzelerinin çukur çukur ki
görüntüsü kadar
başka hiçbir şey
çekici olamazdı.

...

dolap altlarındaki
boşluklara süpürülmeyi bekleyen
tonlarca gereksiz üzüntü,
gamzelerini bekleyen yüzler.

ağlayan kadınlar,
doğduğu anın
aslında öldüğü an olduğunu bilmeyen
bebekler,
iki eli başının arasında
belki bir meyhanenin
en fiyakalı adamı;
gamzelerini beklerler
yada öyle bir anı
hayal ederler.

...

karalama düşünceler
çözünmüş sanki,
sigara kutusu yerde
bira şişeleri her masada.
düşünceleri durduramıyor
belki karanlığa doğru koşuyor,
durmaktan iyidir.

...

bilmiyorum sonları nasıl olur?

herşeyin bir zamanı var mıdır? bilmiyorum.

sigaranın bir dumanı var
bir pencere kenarı
hayatın imanı var mı? bilmiyorum

...

soyulmuş
satılmış hayatlar

aylak aylak
çözümsüz gibi

tek bildiğim
bazı ölümler
yaşamak içindir

...

sanırım bir şey varsa
o da,
o ölümlerden
doğmaya inanmak gerektiğine dair bir şeyler....

11 Kasım 2013 Pazartesi

Seç-

Birini seç
sonra bir kanepe
bir daire
insanları seç
ne olacağını
ne yapacağını seç
ruh çökertici
seni kendinden çalan
tv showlarını izlemeyi seç
bir kadın
bir erkek seç,
her seçim
beraberinde
başka bir seçimi doğurur.

seçimlerinden dolayı
umut arıyan insanlar saçılmışlar
bir bir etrafa.

bir kadın seçiyorsun
sonra başka bir kadın,
öpüyorsun
sonra bir diğerini
öp! öpe bildiğin kadar kadın
sağ ayağından
omzuna kadar kadın
istiyorsan eğer
bunu seç.

bir arkadas seç,
çekinme
seçe bildiğin kadar
arkadaş seç,
tanıyabildiğin kadar
hayat,
sonunda azına sıçsalarda
seç, seç ki her seçim
ilerisi için bir seçim
doğursun..

dost seç,
dua et
azına sıçsın bir tanesi.
İstanbulda yağmurlu
bir gün kadar
sık rastlanan bir şey olmayana
kadar seç.

gülmeyi seç,
tüm o insanlar
sana garip garip bakarken
deli gibi gülmeyi seç
seç ki
ölüm seni almaya
geldiğinde titresin.

menüden bir bira seç,
bir bira daha
içmeyi seç.
bir sigara seç sonra
seç ki gecelerin
bir anlamı daha olsun.
ölümüne gülmeyi seç
ölümüne yaşamayı
hayatı titretmeyi
kendinden ödün
vermemeyi seç.

şehvetin
hayata işkence
edene kadar..

kazık atma kendine,
kadınlara
kağıttan adamlara.
eğer insanlar
yanarsa
acıyı seçersin.

...

kimse beni seçmedi.
bu yolda tamamen yalnız yürüyorum
kimseden bunu paylaşmasını da beklemem,
seçtiğim bir yol
kar kadar soğuk
bir martı gibi
şehri yaşarcasına.
insan geceleri de kendine kalamıyorsa
direnci kalmıyor.
düşüncelerin limiti yok
mesafelerin yok
hayallerin yok
seçimlerin
hiç bir sınırı yok..
sigara kül tablasını
doldurana
gece sabaha
dönene kadar
sınır yok
düşünmelerde.


insanlar sana baktıklarında
yaşamadıklarını hissetsin.

bir seçim olma.

seç 

...

ölüm
seni alana
kadar

seç

ta ki
ölüm
titreyene
kadar

...