28 Mayıs 2013 Salı

-Yaprak sasması gibiyip sarıp sarmalanmış tüm prinçlerim-

Bugün .... günüm.

Kafamda bir çok şey var.
Bazen kafam yerinde mi diye kontrol etmem gerekiyor.

İnsanları dinlemek gibi bi merakım var.
Çünkü her insan içinde bir gizem barındırır.
Her bünyede sıradışı bir şeylere raslama ihtimaliniz oldukça yüksektir.
İnsanlar bunları sıradan bir şekilde kelimelere dökmezler.
Sıradan bir zamanda sıradan bir yüze de anlatmaları beklenen birşey değildir.
Çok fazla insanla temas kurmaya çalışıp didinmekle geçiyor zaman...

İnsanların kurdukları cümleler
Söylemeye çalıştıkları gizli kalmış cümleler
Sadece bakışlarla çok şeyi yakalarsınız
Tek bir bakışla bütün güveni verebilirsiniz.
Tek bir doğru cümleyle
Kısa bir dokunuşla
Ya da sadece bir noktada susarak dikkatlerini çekebilirsiniz.
İnsanlarla konuşurken sadece muhabbete odaklanmak diye birşey vardır.
İnsanlar bedenleriyle konuşur
Bir aşık, sadece gözleriyle
Bir ölü toprağıyla anılır
Bir fahişe darbelerinden belli olur
Bir dost derdini sorar
Bir yar ruhunu sarar
Bir ölü sadece susar...

İnsanları tanıyorum, garip bir oyunun içinde sıkışmışız
Vefalı dostlar, vefasız topraksızlar barınıyor
Mezarcılar bekliyor yanında
Diğer tarafta son sigarasını ikram eden bir kaç beden..

Ben insanları tanımayı seviyorum dedim.
Çünkü bir gizemleri olduğuna inanmıştım.
İnsanlar beni sevdi ya da sevmedi
Ama hayat hep bir yerde beni bırakma çabasında
Bende ona bayılmıyorum.
Ama yine de bi şekilde didişmeye devam ediyoruz.
Sadece yaşlandıkça daha fazla yoruluyorum.
Gereğinden fazla.
Sanırım ben bir taşıyıcıyım.
Dinlenen değil.
Hep dinleyenim.
Anlatmayıda sevmem, aykırıyım
Sadece yazarım.
Hayat didişir ve ben sadece yazarım
Karşı çıkıp bu sayfalara haykırırım
Ama memnun değilim diyemem
Bir şeyler yazabiliyorsam eğer şu boş sayfalara hep hayatla aykırı oluşumuzdur..
Kafam da uçuşanların hesabını tutamıyorumdur bile
Tamamen uçuşa geçip
Yok olacak kadar yazacağım anı bekliyorum...

Basit bir yazar. bir maceracıyım. koca dünyada bir başıma. tehlike dolu bir hayat. bir kadından bunu paylaşmasını da beklemem..

Doğdum. didişiyoruz hayatla. o beni sevmiyor. ben de onu. her gece kıç kıça verip yatıyoruz. tavana bakıyorum. yıldızlar bile uzak penceremden. yaprak sarması gibiyip sarıp sarmalanmış tüm prinçlerim. sıkıca sarılıyorum düşüncelerime. sonra buzdolabının yumurtalık bölümüne konan yarım limona iyi geceler deyip yatıyorum. o kadar işte her şey.




27 Mayıs 2013 Pazartesi

Fena halde yuva gibi kokan bir kadın; aşkı fısıldıyor dudaklarına

Uyuşturucu ve eğlenceye bırakmış bedenini
Bir kadın, aklında bir köşede oturuyor.
Kısık bir ışıkta bekliyor gibi.
Kaçıyor ruhları
Aptalca oyun oynuyorlar
Zar atıp tutarcasına bir köşe kapmaca...
Sonu olmayan başka kadınlar
Ruhsuz, bir fahişe gibi bir adam.
Kumar oynuyor hayatına.
Aslına bakarsan kumarsız bir hayat yok zaten.
Sadece korkakların kaderi var bu oyunda...

Dışarda onu bekleyen bir vücut var
Siksen aşağı inemem diyen bir adam.
Party son bulmuş, demleniyor bi köşede bir kaç kadınla.

O aşağıda. tam da kapısında beliriyor.
''göt herif kalk'' diyerekten kapıdan dalıyor bir adam.
''kaldır kıçını ve aşağı in o geldi'' korku dolu bir surat.
+inemem
-duymadın mı sen beni ?
+git konuş onla, sen git yapamam.
-kaçıncı sınıftasın sen çocuk musun yoksa ha? kaldır kıçını ve in aşağı.
Bulaştığı bunca boktan sonra yapıcak cesareti bulamıyor.
Korkuyor.
Oturuyor arsız herif.  iki adam konuşuyor.
Sadece bir kez söylenecek bir konuşma gibi,
Bakıyorlar birbirine.
''Her ne yapmış olursan ol vazgeçme. hemde sakın.''
NEDEN?
''Çünkü seni seviyorsa, bağışlayacaktır''
Ruhunu dolduruyor garip bir değnek değdirircesine.
Kelimeler kulaklarına doluyor
Kadının ruhunu hissediyor tam içinde.
Bir an yanında gibi...

''Sahiden bağışlayacağına inanıyor musun?''
Sanırım mecburuz ha... diğer türlü bir anlamı kalmaz...

Aşksız bir hayat olmaz.
Hiçbir şeye değmez.

Zaman kavramı anlamını yitirir..

İçinde kalmış bir sırrın olayı da budur sanırım
Bekler bekler...
ve sonra komik bir şekilde ortaya çıkar.

Gerçekten uçmuş olmalı.
Onu görüyor.
Hatta bir ara dokunur gibi oluyor.
Dedikleri doğru olmalı;
Hayatta, herkese göre birileri var.
Sanırım hayat denen dev çamaşır makinesinde
Çoraplarımızın diğer tekini bulmak,
Biraz zaman alan birşey sadece
Ve bazen kaçarız böyle...

Bugün neredeyse kaçıyordu.
Aklının iplerini salıp kaçıyordu.
Durdu.
Ve nefesini tutup karşısında zamanın geçmemesi için dua eder gibi,
Garip bir hal aldı duruşu.

Gözlerinde o bakışı görüyor,
Diren ya da kaç
Kaçmak o an en dibe bir yolculuktu
Bu ihtimale sifonu çekti.
Gözlerine baktı..
Hakkında her şeyi biliyor gibi
Sanki o, tüm hayatı gibiydi...

Uzun süre ihmal edilmiş bir kadın,
Kırılmış gibi hissediyor.
Dudaklarından dökülen kelimeler
Kafasını parçalıyor

Dudaklarından bir ödül alıyor
Bir daha.. bir daha..

Düşünceleriyle beraber nasıl ruhunu postaladı bilmiyor.
Aslında onu pek tanımıyor
Ama sanırım anlamaya başladı.
İçinde kilitli bir o var.
Ve anahtarın onda olduğunu biliyor

Yazı yazmanın onun için ne kadar önemli olduğu hakkında çok şey biliyor.
Kusursuz bir fırtınada karşısına çıktı
Geriye içini yakan o his kalmış gibiydi.
Fena halde iyi geliyor.
Bunlar iyi haberler...

Onunla olmazsa eğer,
Aklını kaybedebilir.
Herşeğiyle bedenini kaybedebilir.

Ama bazı anlar herşeyi değiştirebilir sanırım.
Aralarındada neler var bilmiyorlar.
Ama fena halde yuva gibi kokan bir kadın
Aşkı fısıldıyor dudaklarına...














26 Mayıs 2013 Pazar

-Küçük Şeyler-

Neyin nasıl gittiği yada gideceğini kestirebilmek zor bişey. ya da benim hayatımda nelerin doğru gidebildiğini düşünmek bile zor. nefes alamamak gibi kesilen biten bitecek olan şeyler var.

Hayatta ne yapmak istediğimi ne zaman sorgulasam. hep farklı bir cevap veriyorum kendime. aslına bakarsan biraz biraz kandırıyorum kendimi. yapmak istediğim çok şey var. o yüzden tercihlerimin üstüne gidemem. birşeye öylece yoğunlaşamam. birşeye başlıyorsam devam ederim yaparım, iyide yapmaya çalışırım. ama bu dünyada yapılacak o kadar çok şey var ki diyor bir ses.

Ordan oraya atlıyorum. sonrasında hayatıma giren yüzlerce insan binlerce gülümseme, kahkahalar, üzüntülerimi paylaştığım bi kaç parça insan var. onların yerini anlatamam zaten. olmasalar çökerim sanırım. aklımı kahbederim gibi geliyor. alışkınım diyebilirim, toz pembe bir hayat zaten...

Bir taraf aydınlık bir taraf karanlık. karanlığın içinde gerçek dostlarım var. gece de yanımda olan. ama gidicekler sanki, kaybolucaklar. ve ben bukez melankolik bir adam olup çıkıcam.

Hayatta ciddiye alınıcak tek bir şey vardır, o da ölüm sanırım.

Ölümün ardında sadece bir hiç olarak kalırsınız. bana göre her an ölücekmiş gibi yaşamalısınız. yapabildiğin herşeyi yapıp insanları mutlu etmeye çabalamalı, sadece bununla güçlü kalabilmeye inanmış olmanız gerekir. para, en büyük sorun gibi çıkar karşımıza. benim için de yaşamak için bi miktar gerekli. taki bunun dışında benim için hayatımda ki bir kaç kişi dışında paranın hiç de bir yeri yok.

Sürekli bir şeyler için çabalayarak, bir şeylere katkı sağlayıp her konuda bir şeyler yapmaya, insanlarla keyifli kısa anların tadını çıkarmaya çalısıyorum. -küçük şeyler- kadar önemli bir şey yoktur.

Yaşanan kısa ama sıcak bir muhabbetin. ikram edilen son dalın. yada ısmarlanan bir çayın yerini hiç bişeye değişmem.

Bu anlarla dolu küçük şeyler için yaşıyorum. fazlası değil.

Hep büyük bir şeylere katkım olsun istedim. farklılık yaratmak peşinde koşup durdum.

Hala da buna çabalıyorum.

Ufak bir gülümseme

Sıcak bir çay

Biraz muhabbet

Bir kaç güven dolu yürek

Samimi küfürler

Dedim ya bi kaç kişi olsun sadece yanımda.

Küçük şeylerden keyif alabilen

Yarın ölücek gibi son dal sigarasını uzatan

Dostum olarak kalan bi kaç arkadaş...

Gerisini düşünmüyorum diyemem,

Ama yarın ölmicem de diyemem

Kafama sıkmıcam da diyemem

Sadece basit şeylerden keyif almaya bakın.. büyük hayelleriniz olsun. sımsıkı tutabiliceğiniz bi kaç el. ve yaslanıcak bir omuz bulabilin...

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Soluk soluğa kalıp yinede nefes almak istemek gibi...


Aklı havada, kafası yerin bin dibinde
Hileler deniyor ruhunu aldatmak için
Kafasını kaybetmiş
Düşüncelerin attığı bir çukurda, çıkmaz da
Hiçbir şey olmayacak gibi geçen bir zaman
Tam yanında bir solukluk boşluk
Nefes alamamanın doruk noktası
Hiçbir şey durmuyor ama akıl teslim olmuş
Bira şişeleri birbirine vuruyor

Konuşmaya çalışıyor dudaklarında
Kelimeler bir rüya görüyor o an
Çıplak bedeni ruhumda
Uyanık yattığım bir çok kısa film var

Sonrasında aldığımız darbeler
Ve geride kalan, hissettiklerin…
Onu hala özliceğin bir an gelir mi
Yoksa siktirip gider misin bu oyundan

İç çekişler ve çığlıklar
Kafasının içinde bir hastalık gibi…
Özlemeyi bıraktığın bir an gelebilir mi
Sadece bunu düşünmeyi bıraktığın bir an gelebilir mi
Her şeyin sona erdiği tek bir kıyamet anı….
Ardından kalan,
Her şeyden nefret eden bir beden
Neden ?

Onunla ilgili her şeyden nefret ediyor
Ama onu seviyor
Seni neden seviyorum ki?
Nefret ediyorum
Seni neden seviyorum ki?
Benimle ilgili her şeyden nefret ediyor
Beni neden seviyor peki?
Ben nefret ediyorum
Sen nefret ediyorsun
Seviyorum bu oyunu
Ölü ruhumda
Tek bir canlı gibi
Ruhumu soluyor…

Neden seviyoruz ki?
Neden sevişirken nefret ediyor
Ama yine seviyoruz.

Ölmek sadece ruhun teslimi değil,
Ölmek yaşadığın bir bedeni
Soluk soluğa kalarak nefes almak istemek gibi…

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Garip bir akor gizli kalmış bir şarkıda


Duyulan bir ses var,
Soğuk bir an
İçini ısıtan serin bir dokunuş
Sadece eski bir resimde gizli kalmış…

Nasıl bir adam bu.
Bakışları kimseyi görmezleşmiş
Üzerinde ki izlenimi umursamaz bir vaziyette
Yanında ki hayran bakışlar onun için ölü bir bedenden farksız.

Garip bir akor gizli kalmış bir şarkıda
Birazı aklında, mırıldanıyor…
İyi misin?
Artık daha iyi olabilmek
Bi gün tekrar konuşmayı gerektiriyor
Uzun bir bekleyişi andırıyor bu anlar…

Kadınlar seni anlıyor
Seni sarıyorlar, yalnız değilim lan diyorsun
Şu alev alev yanan dünyada.
Bir kadınım bir sigaram diyorsun
İmanı olmayan bir kadın gibi,
Sıkıyor kafana bir tanesi
Anlamıyorsun
Sonraları fark ediyorsun
Sigaranın paketi boş
Elinde bir bira şişesi
Köşelerde oturup
Gidişine kadeh kaldırıyorsun…
Nolmuş bu kirli sakallı adama?

Bakışları sabitlenmiş
Belli ki duman olmuş
Bir sen olmuş bir o bir kadın olmuş bir masum çocuk…
Dümenini kaybetmiş
Zalimin kadını, sigaramın dumanı bitiyor
Geceler senin olmuş, bu adamsa bir karanlık köşede görünmez vaziyette…

Şarkı söyle, gel eşlik et bana der gibi
Bakıyor tek dostuna, bana.

İnancı güçlüydü ama kanıt istiyordu
Zoraki bir sevdada bir kanıt
Uykusuz gözlerinde
Bir zoraki kaçış hali var…
Gitme demeye bir bakış lazım
Bir beden, o anda soğuk bir haldeyim
Gerçekten böyleyim.

Ay ışığındaki güzelliği ayaklarını yerden kesmiş
Sense kendini izbe köşelere bağlamış
Bekliyorsun.. neyi?
Aslına bakarsan siktir edilmişliğini bekliyorsun
Siktir olup gitmeyi öğrenmemiş
Oturup bekliyor…

Dudaklarında bir yakarış,
Ne gidebiliyor, ne gelişi bekleyebiliyor
Sonsuz bir yolda yürümek yerine..
Göz yaşlarını yok edip silmek yerine..
Kalbini düşüncelerle yıkıyor.

Sonsuz bir denizin uzaklarında
Kendimden geçerek ölürüm belki
Ama sen hep aklımda olursun…

7 Mayıs 2013 Salı

Kelimelerin bile fısıldayamayacağı şeyler vardır


Yalnız bir adam uyanıyor, henüz hala gece.
Kısık bir ışık pencereden içeri sızıyor
Sigarasının dumanı ışıkta göze çarpıyor,
Şarmış dört bir yanı.
Aklının dümenini yitirmiş,
Sigarasının dumanını seyrediyor.

Hiçbir gece kolay değil,
Lekeli gözyaşları tshirtüne damlamış
Aklı bir sele kapılmış,
Hangi kumsalda bırakmış belirsiz…
Kafası dumanlı yorgun bir adam.

Kendi köşesinde dövüşeceğine söz vermiş.
Aklını bırakmış bir kadının gözlerinde…
Belki bu gece onu ararım diyor,
Kanı alkole bulandıktan sonra belki de yapar.
Sadece tutunmak istiyor
Aklındaki dudaklarına… yapışırcasına tutunmak.

Biraz zaman, bir dileği de bu
Yakıp kül etmek için biraz zaman.
Bir saklambaç oynayıp tekrar döneceğiz diyor,
Tek istediği dudaklarını tatmak
Nefesini hissetmek yüzünde…

Son zamanlar özlüyor, daha çok özlüyor
Her an her saniye daha çok.
Bu gece onu arayacak,
Kanı alkole boğulduktan hemen sonra…

Bazen kelimeler yetmez,
Onlarda tükenirler,
Kelimelerin bile fısıldayamayacağı şeyler vardır…

Gerekli güce ulaşmak için birkaç nota çıkagelir,
Tutunmak için gereken şarkıdır.
İnsana ağız burun dalan şarkılar vardır
Acıtan şarkılar…
Onlardan birini çalıyor.

Üzüntüleri tüm aklını parçalayana kadar,
Geceler boyu dinliyor
İçiyor durmadan, biraz sigarasından biraz içkisinden.
Sakalları birbirine karışan günler boyu geçiyor zaman
Unutmak bir ömür bazen,
Bazen ölümün kucağında ölüp ölüp dirilmek.
Bazen kafana bir kurşun dayayıp,
Hayata siktirip gidiyorum deme hali.

Ne çok tatmışım dudaklarından,
Nasıl da bağlamış beni
Bedenim haykırıyor bir uyuşturucu gibi, deli gibi istiyor
Gözlerim kanıyor sanki
Düşüncelerimi bıçaklıyor
Kafamda bir tabanca,
İki dudağımın arasında bir silah
Kanımda alkolün bıraktığı düşünce hali
Vücudum titriyor,
Yatağım boş, aklım dolmuş sana.

Bıraktığın yerde kokun tam nefesimde,
Tadın dudaklarımda
Sıcaklığın ruhumda.
Son bir kez ölüyorum şimdi,
Kanayan bedenim, artık soğuk.
Nabzım atmıyor,
Dudaklarımsa hala sıcak…

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Oysa bugün sonsuz olmalıydı...


Alaca karanlık bir gece,
Kısık bir sokak lambası aydınlatıyor dar sokağı.
Makyajı akmış,
Zor bir kadın kaldırımları adımlıyor
Kim bilir, garip bir donukluk var teninde.
Kafası dağılmış, bir kurşun sıkmışlar gibi.
Elinde bir bira şişesi,
Ara ara yudumluyor.
Bir köşeden onu izliyorum,
İki dudağımın arasında bir silah, hafif dumanlı kafam.

Orada, neredeyse orada, o anda başlıyor hikaye.
Karşısına çıkıyorum, ismini söylüyor..
Gece boyunca moralin bozuktu?
Açıklaması zor bir yerde zor bir anda buluyorum onu.
Sigaramın küllerinin ardında, dumanın içinde kafamda buluyorum.
Yanmış eski bir hikayenin sayfaları,
Dudaklarından dökülüyor
Sadece izliyorum.
Yanmış kelimelerden bahsediyor
Dumanlar yükseliyor kafamızdan.
Kadın, bakıyorum sadece,
Düşünceler altında kalan gözlerine...

Dumanlar kaplıyor ölmüş olan sabahı,
Gündüz ve gece bir olmuş.
Biz bir olmuşuz.
Dudakları benim,
Düşünceleri benim,
Ne ben ona sahip ne de o bana.
Neysek o kalmışız o anda. çıplak..

Renkler ısınmaya başladı bir an,
Siyah kaldık, kavga felan ettik sanırım.
Bi da ne zaman görücektim onu,
Adın neydi be diye bile sormadım, o da sormadı.

Hey! aşkım,
Siktirip git evimden!
Beynim tehlikeli bir oyun oynuyorum diyor,
Delice gelebilir, ben deliyim.

Bakışlarını unutmadım,
Biliyorduk yalnızlık ömür boyuydu.
Sallamadık ikimizde hiç bir sözü, biliyorduk sadece
Hissediyorduk. yetmiştik birbirimize,
Bitmişti kotamız.

Midem bana senin bulunmaz olduğunu söylüyor.
Sigaramı yakıyorum.
Küllerden doğan bir öpücük, en anlamlısı da bu
Gidiyorum diyor. siktir olup gidiyorum.

Ama bir şey var aşkım.
Aklım bana oyun oynuyor, bir şey fısıldıyor
Küllerinle beraber gideceksin, tam da şu kapıdan.
Ama dumanlar burada kalacak..

Oysan bugün, sonsuz olmalıydı...


5 Mayıs 2013 Pazar

Bir Melankolik adam


Bir melankolik adam, iki dudağının arasında sigara
Tüm dünya onu çevreliyor,
Ayaklarının altında bir yürüyen merdiven, geçiyor hayat.
Kayıyor parmaklarından kelimeler
Garip bir hayale mal olan bakışları var.
Çok yalnız bir adam,
Elinden geleni yapan çok yalnız bir adam…
Şaşkın karizmatik bakışları var,
Sanırım hayatı anlıyor, bir anda olsa.
Büyümeye, görmeye, anlamaya devam eden bir kafası var…

Yıldızlar gecenin karanlığına düşüyor
Hapsoluyorlar geceye, özgürlük çok uzak bu gezegende,
Ama düşünceler hep özgürler
Eylemlerse çok yalnız bu diyarda
Düşünceler kağıtlara saklanıyor, o bile zor bazenleri.
Ve kızgın sesler rüzgarda devam ediyor,
Kafatasına bir tabanca dayanmış
Bir bakışın esiri olmuş bir mülteci gibi.
Aklı ona ait. Kaybetmiş yolunu.

Bir ışık demeti gibi aklını dolduran bir yüz,
Hatırlayacağı özel bir an var, sadece birkaç saniye buluşan bir bakış.
Gezegenin görüp geçirdiği tüm iyi adamlarca hatırlanacak cinsten,
Yaşamı sefaletle geçen bir adam
Zor bir kadının, zor bakışlarını çevreliyor.
Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?
Aşk öldürür mü?
Yoksa bir an ölüp gittiğini mi hissedersin?
Neye bulaştın sen, zavallı adam?

Ölmeyi mi unuttum ben yoksa diye bir geçirdi an ve an.
Yolda olmak bir hızlanmayı gerektirir
Mal gibi yolda durmak, durmaktır.
Ve sular akmaya devam eder. Sen durursun.
Korkarsın belki.
Korkma be adam. Yalnızlık ömür boyu sen bilmez misin?

Belki de sadece hayallerine çok yakışıyordur.
Belki de sadece sigaranın yanında iyi gidiyordur.
Belki de ölmeyi seviyorsundur.

Hadi,
Bana bir masal anlat, kısaca adı sen olsun.
Hiç uykum yokken,
Uykuya dalayım.
Ve hiç sen yokken,
Sen varmışsın gibi yapayım.
Yada bırak,
Düşüncelerimi öldürüp kafama bir tane çivi çakayım.

2 Mayıs 2013 Perşembe

Bir İstanbul vardı bi ben


Uyuyamıyorum lanet.
Bi yanım otur yazı yaz diyor.
Bi yanım İstanbul'a hasret kanıyor.
Gidecek olmam iyi değil. hiç değil.
Tadında bırakmış olmak tatmin edici değil.
Sonsuz bira akan musluklardan bira içtik.
Başım dönerken, travesti mahallelerinden geçtik.
Kusana kadar midye yemek isterdim. param kadar yedim.
Bebekte starbucks'a gittik bizim oralar da yok tabi. hep ondan.
Bebek lan orası. bebek. akbil bile geçmiyor oralarda.
Herkes arabalı. atladık taksiye para çok.
Bok gibi. hemen bitti o yüzden.
Serdar'la best fm de yayına girdik.
Laf sokmayı çok istedim.
Bende istedim araya gireyim.
Neyse o da benim programlarıma gelir artık.
Cehyun yılmaz ben gelmeden paçya ya kaçmıs.
Yazık oturdum ağladım.
He evet ağladım.
Bir mayısta bok var dışarı çıktık.
İyi ki çıkmışım mücadelenin ortasında buldum kendimi.
Emek savunucuyuz bizde yedik gazı..
Barikata dayanıp bi grup insanla şarkılar söyledik.
Biramı yudumladım tanımadığım insanlarla.
Yirmi tane boş şişe verip bedava bira da içtim.
Evet onuda yaptım.
Justin bieber fanlarıyla delice bağırdık.
Onlar çok mutlu. her zaman arkalarındayız.
İşallah hayatları boyunca sevişemezler..
Beraber sivilce patlatmaca oynadık.
İçtik içtik. güldük gözlerimizle.
Biz o kadar eğlendik.
Yan masalardan gelen tekila ikramlarına eyvallah dedik.
Masalarımı ortak ettik.
Dönerci abi biraz kafaydı biraz deli.
Deli olmasa sevmezdim zaten.
Ben küpeli bir çocukum.
Yakıştırmadı. dalgamızı geçtik eyvallah çayını da içtik.
Çocuğu küpe takarsa kulağını kesecemiş.
He dedik. öyle yaparsın.
Uyuya kalmışım bu aksama doğru.
On altı cevapsız çağrı. yirmi kadar mesaj.
Arkadas kapıda kalmış. komşular bile aramış.
Üzüldüm la diğer arkadaş gelmese.
Emre dışarda kalacak. dsdfs
Üstü başı giyinik ama bi o kadar çıplak bedenler gördüm.
Sokak aralarında bıraktığım düşler.
Ağlayan bir kadın vardı. soramadım neden diye.
Bir adam battaniye üzerinde sokakta yatıyor.
Sormadım neden diye.
Hayatın onursuzluğuna bıraktım.
İstanbul farklısın. ama çok da küfür ettim sana.
Bi o kadar aşık baktım.
Sevilebilcek bişey olsan.
Sevişirdik senle.
Aklıma çektim seni. düşüncemsin artık.
Bir aklım burda kalsın.
Belki özlersin diye numaramı bıraktım.
Aramazsın ya neyse.
Gülmeye çalıştım. en çok da.
Mutlu gözüktüysem bu bi kaç günde.
Görev tamam.
Öptümkibbyy.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Bir bedenin zorla sahip oluşu bir bedene


Öyle ki ruh denen şey zifiri karanlık, gecelerle bir.
Tüm renklerine elvada diyor beden.
Çikolatanın bile sonu geliyor hani.
Yetmiyorsa bir kırmızı şarap,
yudum yudum geçiyor zaman.
Ölüme kazık çakıyor her an her saniye, biz gibi.
Çöpe atılmış intihar mektupları tek bir anda buluşuyor
Güzel kadın ağlıyor,
Çirkin bırakılan onuruna.
Bir bedenin zorla sahip oluşu bir bedene.
Derinde bir yere bir çığlık bırakıyor.
Çenesini sağlam bir yere dayıyor
Silahın ucuna, ölümün bi an ötesine salıyor güzelliğini
Zor geliyor kurtarmak, elleri düğümlenmiş bir adam
Pusmuş odanın diğer köşesinde, ağlıyor
Bir adam ağlıyor sadece.. korkak, onursuz..
İnce bir ipte yürüyor hayat,
Kadın ağlıyor, tanrı bile yağmuruna engel olamıyor.
Bir ses, başı düşüyor yere
Bakışları odanın ucundaki adama doğru,
Artık soğuyan bir bedenin, bıraktığı bir adam.
Ağlıyor...
Rüzgar pencereden içeri sızıyor
Kulaklarını tırmalıyor
Kafası patlamış beyninde çığlıklar
Kurtuluş yok
Tutsak kalmış suçunda.
Aklında ölü bir bedenin son nefesi
Bıraktığı bakış.
Silahı ağzına sokuyor
Götüne sokma opsiyonuna sifonu çekiyor.
Götü yemiyor..
Ölene kadar uzun bir zaman yanında durup
Vücudu tüm suyunu kaybedip acısının doruguna ulasana kadar duruyor.
Ölüme çok yakın.
Tik tak zaman geçiyor, bir saatin sesi sürekli beynini kemiriyor yavaştan.
Ruhu kuruyup, dökülüyor.
Öldüm.
bb.