17 Ocak 2014 Cuma

Kendi Hayatlarımız İstemsiz -Katilleriyiz-

İnsan,
defalarca ölür.
öldüğünü sandığı anda bile
başkaları için ölmeye devam eder.
ne kadar uzağa gitse
ne kadar kaçsa da bir insan
ölür.
ölmek,
sadece ruhdan ayrılmak demek sayılmaz,
bir cümlede
bir noktada
bir kaldırımda
her şey de ölüme dair izler barınır.
insan ne zaman öleceğini
kaç kere öleceğini bilmez
bir bakarsın
ölümün kendisi olmuş...

...

gözlerle
ve sonra dudaklarla
bulaşan bir hastalık gibi
şeyler yaşıyoruz.
bu gece arabayla yapılan
karanlık bir yolculuktan farksız.
yolun içini göremediğimiz için
ne zaman öleceğimizi de bilmiyoruz.

o bakışlardan
ve sarılmalardan kopmak bazen zor.
her nasılsa bilmiyorum ama
cehennem diye bir yer varsa eğer
ve ben cehennemde gibiysem tam da şuan
yaşıyorken,
korku duvarları oluşturulan cehennem
lanet olası bir uydurmadan ibaret.

öyle bir ateş varsa
korkuyla yaksın bedenimi.

...

hayatta olgunlaşmak
sanırım zamanın bir kısmını
boşa harcamak demek.
boşa harcadığın zaman üzerine düşünerek geçirdiğin süre
seni olgunlaştırıyor.

hikayeler takip ediyoruz,
kendi hayatlarımızla diğerleri arasında.
matematiklerimiz tıkanıyor bazı noktalarda,
bazen ne önünde duracaksın
ne de arkasında insanların
öyle anlar geliyor.

...

bir an gözlerin bulanıklaşıyor,
önünde duramıyorsun bulunduğun noktanın
bunları geriye alamayacağın gibi
ileri götüremeyeceğinle yüzleşiyorsun.

bir an,
sanki yıllarca yargılanmış gibi hissettim.
belki bu yüzden bozuldum,
masum bedenlerin hayatlarında
bir boşluk bırakıp
kendi hayatım adına noktalar koymak zorunda kaldım.
çoğu defa bunu bile yapacak cesaretim olmadı,
hayatlarının esiri oldum
farkına vardım ama
siyahı maviye dönüştürecek gücüm kalmadı
o anlarda.

...

kimse çektirdiği acılardan gurur duyamaz.
düşmeden önce ki korku
hiç bir şeyin yerini alamaz.
sessizliğini korursun o an,
düşmeden önceki korku
her şeyi kaybettiğin hissini doğurur.

bazen tüm hisler başına yıkılır,
onları da kendinle taşırsın
bu noktada.

bizler,
bazı anlar
kendi hayatlarımızın
istemsiz katilleriyiz.

siyahtan
maviye
ulaşmaksa
sadece bir tutku...










Batır, Batmadan Önce Bedenini

Batırırım, 
batmadan önce bedenimi, 
bilirim aslında
batmış olacağım denize.
yada arka sokakları arasında şehrin
gölgeler olarak kalacağız
zaman zaman.

Siktir et,
Tanrı’nın 
siktir git dediğini duyar gibi darılırım
bende.
kapalı pencereden 
kaçan kuşlar! 
onların kanatları 
düşüşüm olur belki,
göğü vardiya vardiya taşırken düşmek 
belki hiç uçamamaktan iyidir.
kim bilir belki de ben 
düşük yapmış bir çocuğun 

hiç boşalamamış babasıyım.
kim bilir belki hiç sürülemeyecek zamanların
ağza sığmayan kelimeleri serpilmiş
yatak odalarına,
hayat vardiyasında
iki dudak arasına sıkışmış olarak.

...

son mucizeler için 
bırakılmış kelimeler,
ölmeyi ve yok olmayı bekler
o ana kadar bırakılmış her kelime 
yok olmaya mahkumdur. 

...

aşkın vardiyası zordur, 
pasifikte donmuş acı bir yel gibi bir an gelir.
üşürsün,
sigara yakar ve
koşarsın karanlığa 
öyle bir an gelir. 
ve daha fazlasını yapmak da 
yorucudur o andan sonra. 
bırak kafeslerden 
kaçsın ne varsa 
ne olacaksa olsun
bırak,
siktir et zamana..

...

kelimeler dışında kalmak zordur,
konuşmamak ve sadece siktir etmek.
düşünmeye zorlama
senin narin cildine dokunuşu 
ve diğer her şeyi bırak sadece 
ne olacaksa olsun
sadece o anı kalsın aklında. 

tüm dünyevi mallar
hatıra için kaldılar,
öpüşmeler 
ve sevişmelerse 
hep bir sigara yaktırır
veya bir iz bırakır.
birlikte yürüdüğün zaman
yerin altı
korkar. 
bırak ne olacak olsun

bırak,

...


15 Ocak 2014 Çarşamba

Deniz Tutabileceğim Bir -Olta-

Bir bok yapma benim adıma. 
bırak, sadece bırak  
bu adam
kopan kayışlarından 
yeni bir ip üretsin. 
ortaya çıkan 
sonsuz uzunlukta ipten, 
deniz tutabileceğim 
bir olta inşa edeyim. 
denizi kaldırıp 
gökyüzüne fişekleyeyim.
her yer mavi olsun. 
bırak, 
çünkü bazen 
en kötü gibi görünen 
en iyidir. 
ama bazenden daha kötü bir şey de yoktur..

...

Pazarlara ucuzluk gelsin. 
şerbetler kıvamını bulsun. 
borsa, rahatlasın.
kadınlar, 
marketlere giderken 
evden sutyensiz çıkabilsin. 
politikacılar, 
yalan söylerken 
en azından bir yanakları kızarsın.
tavlada zar tutanlara kızılmasın. 
ilk defa bir kuş vurularak değil eceliyle ölsün. 
-sevgi- var olsun
yaşasın bir süre
o da eğer şanslıysa eceliyle ölsün.

ağlamasın
kadınlar
gözler
dudaklar
yanaklar
kalanlar
ve kopanlar.

...

Biliyor musun,

hiç söyleme fırsatım olmadı
bir bok yapma benim için. 
kainatın ve huzurun bornozları bol gelse de bırak üstümde dursun.
sağ kolum omuz başına kadar batsa da bırak
bir bok yapma benim için. 

beklentiler açık
verilenler açık
sokakları ve kaldırımları aydınlık
her şeyin farkındasın,
her şeyin gittiği çizginin de 
yolunda farkındasın
ama bir bok yapmıyoruz kendi hayatlarımız adına.
ne onun adına 
ne kendi adımıza. 
ama bırak bir bok yapma benim için, 
bir kadından bu hayatı paylasmasını da beklemem. 
bırak,

...

Gece uyanıyorsam; 

o benim sabahımdır. 
takvimim, 
zamanın yolunu 
düşe kalka olsa da 
kendi ayaklarıyla bulsun.

Git.. 

herkes gibi
çekil.

Biri bana sarılacaksa, 

o iki kolumun arasındaki düşüncelerimle gövdem olsun.
bir insandan bu hayatı paylaşmasını beklemem 
gövdem olmak isterse
eğer gerçekten isterse.....

...

Ve bekliyorsun, 
bir şeyler olmasını. 
o bir şeyler olmayınca, 
sende bir şeyler bitiyor. 
işte öyle bir şey.

çok az zaman farkına varabiliyorsun
kendinden ne kadar uzaksan, 
aslında kendine o kadar yakınsın..
ve o an kalabilenler 
bunu başarabilen varsa eğer
kendine yakın olanlar olarak kalacaklar
tek bildiğim bu.
...

14 Ocak 2014 Salı

Mavinin Dışında ve Siyahın İçinde

Mavinin dışında
ve
siyahın içinde,
bazı geceler
sana bunu verirler
ama sen
karşılığını ödersin.
geceler sana kendini verir
aklını verir
ve bazen
bazı şeylerden gidersin,
asla geri dönemezsin
mavinin dışında
ve siyahın içinde olduğunda
böyledir.

bir efsane de şöyle der:
'yanıp yok olmak paslanmaktan iyidir'
yanmak,
yavaşça yok olmaktan
solup gitmekten
ve savaşından uzak
durmaktan daha iyidir..

...

bir kumarbazın
tek ihtiyaç duyduğu
bir el çantası bir de taksidir
ve tatmin olduğu tek an
sarhoş olduğu andır,
kötü bir rüya
uyanman için bir fırsattır
iyi olan her fırsatsa
düşündüğün kadar soluklu geçmeyebilir.

bu kadar belirsizliğin içinde
bir kumarbazdan,
sarhoşluğundan ve kumarından vazgeçmesini beklemek
belki de tüm rüyalarının
solmasını beklemekle
aynı şeydir.

belki kötü olan,
öyle görünen,
daha iyidir.
her seçim
bir seçimi doğurur
tek bildiğim bu.

...

bazen kendimize
millerce uzaktayız,
kimse olmadığında
ve aklın millerce uzaktayken
en yakınında
sadece bir sigara varken
ve yine mavinin dışında
ve sihahın içinde
bir sigara aydınlatır karanlığı.

çok sessiz
pencereler açık,
sokağın ışığı
içeri sızıyor,
bir sigara daha
bitmeden henüz
diğerini yakıyorum.

sessizlik çok gürültülü olabilir
bu kelime yeterli değil
bazı şeylere
bu kadar mesafe varken...

yeterli olmayabilir.











3 Ocak 2014 Cuma

Ruh

Acıdan zevk alacak kadar kafadan rahattım. ortası olmadı, gerekte yoktu. çekilen bir sigaraya olan ihtiyaç kadardı her şey. olmadı bir gün. ve bir gün daha. aslında saat hep sıfırdı, her an bir hayale uçusun hemen öncesi kadardı. bir an ne istiyorsan kadehini de ona kaldırıyordun. bir ara hepsinden vazgeçer gibi diğer bir izmaritin ateşiyle bir diğerini yakarken buldum kendimi canımı yaktıkça var oluyordum. kendimi buna inandırmıştım. hemde sırılsıklam.

bir çok bilinmeyeni yan yana getirmekten çok daha karışıktır bazı şeyler ve çarpıcı. hayatın çürütürken bedenini, suratına vuran rüzgarlar ölü derileri kaldırırken, yüzüne vurduğun su çapaklarını kaldırırken cildinden içi çürür bir bedenin. farkında olmak zaman alır, neyin iyi geldiğini ve neyin iyi gibi gözüktüğü arasında çok ufak hamleler vardır. görmek istediklerinle görünenin hep farklı olması gibi.

asla düşünmemek mi? yoksa her hamlede zamanı eskitmek mi?
         sanırım asla düşünmemek cazip geldi bana. belki aklım düşünmeyeceğim diye kitaplar yazdırdı bana

         bende sokaklarda koşturur gibi yollara koyuldum.

bir yol vardı. sonra başka bir yolda daha. katedilen her asfalt etkilenir, çukurlar oluşur, çöker ve yıpranır. ve sonra yeni yollar yeni etkileri ve tepkilerini zorunlu kılar. böyle de oldu. ama ne zaman bir varış noktası aramak istesem tekrar bir başlangıç noktasına kaçıyorum. bir şeylerden kaçıyorsam eğer sanırım olduğum kişiden saptığımı hissettiğimden.

bir yazımda şunlardan bahsetmiştim:

kimse beni seçmedi.
bu yolda tamamen yalnız yürüyorum
kimseden bunu paylaşmasını da beklemem,
seçtiğim bir yol
kar kadar soğuk
bir martı gibi

özgür.
insan geceleri de kendine kalamıyorsa
direnci kalmıyor.
düşüncelerin limiti yok
mesafelerin yok
hayallerin yok
seçimlerin
hiç bir sınırı yok.. 
sigara kül tablasını
doldurana
gece sabaha
dönene kadar
sınır yok
düşünmelerde.


insanlar sana baktıklarında
yaşamadıklarını hissetsin.

bir seçim olmanın yanında

-seç-  

...

ölüm
seni alana
kadar

-seç-

...

ta ki
ölüm
titreyene
kadar.


şimdilerde yine bir varış içindeyim. 
sanırım iki şansım var,
ya varışı şavaş haline getireceğim 
ya da her varışı bir başlangıca dönüştüreceğim.

öyle bir an da doğmuşuz ki, 
sanki sadece ruhlarımızla sevişiyor
ve sadece bunun savaşını veriyorum.