26 Haziran 2013 Çarşamba

Bizler hayatın onursuz fahişeleriyiz..

Denizaltılarda nefes alamazsın. koskoca bir suyun içinde, bir kapsül gibi yüzmekten farksızdır. denizaltılarda düşünemezsin mutluluğu, küçük bir kümes gibi. sadece dedikodular ve anılar vardır, kısa muhabbetler.. denizaltılar aykırıdır özgürlüğe, bu hayattaki diğer kısıtlar gibi...

küçüçük bir kapsülün içinde, koca bir hayatın içinde yüzüyoruz. çıkışlar yok, hayat yok dışarısı için. çünkü para yok. para olmayınca bi bokta yok. en azından bize öğretilen bu. öğrenmek ve inanmak istediğimiz bu. çünkü bizden öncekiler böyle istedi.



Bizler hayatın onursuz fahişeleriyiz.
sikilmekten ve para için yaşamaktan zevk alan kafataslarımız var.
kapsüller içinde hazır yemekler yiyip
hazır paralar arıyoruz.
günlük zevkler uğruna hislerimizi köreltiyoruz
ailelerimizi yıkıyoruz. ufacık hisler uğruna.
sevdiğin insanlarla vakit geçirmek yerine açgözümü doyuruyoruz.
hislerimiz her zaman açlar. sadece yanlış fikirlerle yön buluyorlar.

Bizler için hazırlanan evlerde yaşayıp,
dünyada bize ayrılan sınırların dışına çıkmıyoruz.
çevremizin bize bıraktığı kültür denen dayatmalarla tecavüze uğruyor zihinlerimiz.
bizler kendi hayatlarımızı değil, çevremize bıraktığımız izlenimleri takip ediyoruz
çünkü bizler yeterince özgür hissetmiyoruz. korkuyoruz
sanki korkmamız fısıldanmış, hemde daha doğarken...

Aptalca bişeyler yapıp eğlenmeye cesaret bile edemiyoruz
cesareti olan bedenleri aşağılayıp atıyoruz toplumdan
çünkü bizler bu dünyanın dans edip yiyen fahişeleriyiz...

Kolay sevgiler peşinde koşmaktan, sanal sekslerden zevk alıyoruz
pornolar izliyoruz, çünkü sevişmekten bile korkuyoruz.
yürümek yerine koşmak yerine, dört nala giden arabalarımız var.
konuşurken dokunmak yerine sosyalmedyamız var.
anlamak düşünmek yerine ezberleyip hissetmeyen ruhlarımız var
ruhlarımızı sikmeyi seviyoruz, bizler tecavüzü seviyoruz
hergün kendimizi sikiyoruz zorla yada değil.
bizler şevişkeniz..

Öpüşmekten bile korkuyoruz, hissetmekten
ağlamaktan korkuyoruz, güçsüz kalmaktan
çünkü bizler hissetmekten korkuyoruz...

Kaderlerimize inanıyoruz. kader nedir bilir misin? sen birşeyler yaparsın bir başkası başka birşey ve diğerleri herkes birşeyler yapar. sen bunları ya görür ya görmezsin ama bazen yollarınız kesişir. dört farklı yönlü bir yolda diğer iki yol senden önce kapatıldıysa, zamanlaman yanlıştır. ve kaderin diğer iki seçenektir. zamanın birer sikertmesi sadece.

Peki ya Tanrı? ne kadar adil doğduğumaza bağlı. öyle sikilmiş bir sokakta öyle bir kapsülün içinde doğarsın ki bazen. doğuştan birer fahişesindir. hayat eline sıfırı bırakır, sana yol göstericek bir harita yoktur. düşünceler ve yönler tarif edilince bir sonuca varabilir, haritalar gibidir; eğer bir yolda hiç bir ipucun yoksa hedefini nasıl bulabilirsin.. bizler şanslı doğabiliriz, elimizde ipuçları olabilir peki ya diğerleri...

Dokunmaktan-Hissetmekten-Sevişmekten-Sevgiden-Yardımlaşmaktan-Düşünmekten-Ağlamaktan-İzlemekten-Koşmaktan-Nefes almaktan-Farklı şeylerden-Kurtarılmaktan-Öpmekten-Bir tene dokunmaktan bile korkuyoruz...

Çünkü bizler bu dünyanın fahişeleriyiz. hayatta ki hazır düşüncelerde bizim pezevengimiz...

Tanrım nerdesin ha...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder