4 Nisan 2014 Cuma

Düşmeden önce ki son uyarı yine en fazla -bir şarkının başıyla sonu arasında geçen zaman kadar-







Bazen atışmış ya da sökülmüş bir parça gibi kalıyordum kendimden. nereye ve neye ait olduğum ve nereye gideceğim üzerine bir takım sorular soruyordum kendime. öyle çok içime kapanıyordum ki kendimi ararken. ve bunu yaptığınızda kimsenin sezinlememesi gerekiyordu.

Dönüyorduk dünyanın etrafında, şehirler ve sokak kaldırımlarını adımlıyorduk sıradaki arayışlar ve hayat projelerine dair. kimi zaman sonsuz bir düşüş içindeydik gibi gelirdi, sonsuz bira akan musluklardan sonsuz sarhoşluğa boğuluyordum. bir sonraki adımım yine kendi düşüncelerim arasında kayboluyordu. yaptıklarım yapacaklarımın belirtisi olması gerekirken yine farklı yollar arayışına giriyordum.

Bir şeylere tutunmanız fısıldanmıştı sanki herkese, bir şeye bağlanmak ve sadece ona tutkun olmaksa bana fazlasıyla zor gelirdi. hayatla benim aramda uçsuz bir çekişme içindeyim, kendimi hep böyle görüyordum.

Şimdiye kadar yaşadığımız her ilklerin hayaletleri dolaşıyordu sokaklarda. öpüşmeler, sevişmeler, işler, koşuşturmacalar üzerine bir takım hayaletler. hiç birini unutmuyordun ve yaşadığın her an hiç birini yeteri kadar anımsamıyordun. onlar bilinçaltında ki garip hissiyatlar olarak birikiyorlardı.

Seni kendinden fazla kimse fazla sevmeyecekti, seni gülümseten şeyler diğerlerinin sana imrendiği tarafıydı. bu hep böyleydi. herkes uzun süren yaşam tarzlarına imreniyordu, yeni başlayan herşeye sonsuzluk gözüyle bakıp kopabileceğini düşünmek bile geçmiyordu akıllarından.

İnsan kendine kaldığında geçmişini düşünmek için fırsatlar yakalıyor zaman adına. kendine kaldığında artık yok olmuş o hayatları bir an yanında görüyordun. hepsi bir şarkının başlangıç ve sonu kadar bir zamanda geçip gidiyordu zihninden.

Bazen olaylar damarlarını yarmaya başlıyor. ve hayatta bir adım bile dışarıya atamadığın binlerce adımla tam o anda dışarıya çıkmaya gücün oluyor. garip birer uyarıcı hap gibi etkili.

Ve bazen sertçe düşersin, düşmeden önce ki son uyarı yine en fazla bir şarkının başıyla sonu arasında geçen zaman kadar olur.

İnsaları yeteri kadar bilmek her zaman kolaydır. anlaşılmaz ve bilinmez olan, bizim onlarda gördüklerimizin dışına asla çıkamayacaklarına kendimizi inandırmaktır. sanki bizden ve beraber yaptığımız yaşam biçimlerinden asla sıyrılıp kopmayacakmışız gibi gelir.

ve koparız.

Bazen aramak için çok geçtir gibi gelir. sabahı bekleriz günaydın demek için.
Bazen merhaba demek için çok geçtir gibi gelir. bir sonraki tesadüfü bekleriz tekrar görmek için.
Bazen öpmek ve sevişmek için çok geçtir. ve bir sonraki diye bir şey yoktur.
Bazen her şey için çok geç olduğunda mükemmel bir gün yerine mükemmel gün cenazesi vardır.
Umutlarını astıkları ağaçlar.

Tabi böyle bir ağaç mümkünse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder