24 Mayıs 2012 Perşembe

Kapılı kapılar ardında doğan güneşe yağan yağmura rağmen yine de yalnızız…


    Biz ki hiçbir parçayı geride bırakamayız, saklarız; unutmayı deneriz ve yeniden gözlerimizi kapayıp yatağa gireriz, geceler öyle uzar ki gündüzüne karışır, gün ağardığında doğanın sesi eşlik eder sadece.. Bazı günler gerçekten zor oluyor; kopuyoruz bazen, elimizi uzatmaktan kaçıyoruz.. Sevgi denilen şey gerçekse neden oyun oynuyorlar, neden baktığım o gözler şimdi bir başkası gibi, neden derinlere dalamıyorum; yıpranıyorum ve tekrar tekrar bakamıyorum..

    Her güne yeni bir umutla kalkmak gerek, böyle de yapardık zaten ama geceler bizi boğuyor artık kendini aşıyor gündüzümüzü de çalıyorlar; sessizce çalıyorlar… Öyle özlersin ki bazen geçmişi, hatırlarsın bir bir anıları, gülümsemelerin eski tadını ve şimdi kaçıyorlar hepsi bir bir, büyüyen bir çocuğun evden uzaklaşması gibiydi gülümsemelerimiz artık, ve biz dürüst olamıyorduk. Belki çok seviyoruz, kıskanıyoruz da bu yüzden tutamıyoruz; güçlü yürekler bağlı sevgiler patlıyorlar tutuklu kalamıyorlar birbirlerine; tepkisizce duramıyorlar… Bir araya gelince yine sadece izliyorum, seyrediyorum olan biteni; karışamıyorum saldıramıyorum kimseye; durgunlaşıyorum ve sadece yüzümde buruk bir tavır oluyor..
  
  Bir boşluk hissediyorum yaşayan bir ölü bedende; bir yalnızlık… Gerçekten biz seviyor muyuz, neden sevdiklerimizi paylaşamayız, başkaları neden sevemez, neden buna izin verilmez. Biz ki seviyoruz; kıskanarak öylece seviyoruz. Kırılıyorum işte yine; ve şimdi yine uzak kalıyoruz, paylaşmadan yaşayamıyoruz ve şimdi tekrar yalnızız; kapılı kapılar ardında doğan güneşe yağan yağmura rağmen yine de yalnızız…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder