19 Mart 2014 Çarşamba

Bir ara -yirmi iki- yaşındaydım, henüz farkında bile olmadan


Zamanı programlama şansım olsaydı eğer, başkalarının mutlu olduğu her anı seçerdim. tekrar aynı bedende gelme şansım olsaydı sanırım katil olurdum ve sadece buna odaklanırdım. bir katil, kendini yansıtır öldürdüğü ve hissettiği canlıların kanında. bir insanın kendini doğru yansıtması her şeye değer bir şey gibiydi.

ve eğer nasıl bir varlık olacağımı seçme şansım olsaydı düşünen bir şey olmak istemezdim. bu herkes için yorucu bir şey, günlerce uyumayıp yaptığınız ve yapmadığınız her şeyi düşünüyorsanız, ve sürekli hızlı değişen hızlı bir hayattaysanız çekilmez oluyor.

düşünen, hareketleri ve kararları olan bir varlığın yaptığı her şeyden sorumlu olması gerekiyor. bir şey daha var ki yapmadığınız şeylerinde bedellerini ödemek zorundasınız. 

yaşıyorsam eğer bir şeyler yapmalıyım. insanlar fazlaca şey isterler. başında mutlu olmak kelimesi geçer, arkadaşlarınız ve çevrenizdekilerin mutlu olması sizinde mutlu olmanız için yeter sanırdım. çok daha fazlası gerekiyor. 

hayatın içinde kaybolmamak adına kendinizi sistemde bir yerlere kondurmak noktasındasınız. ne zaman farkına varıcam diye beklerken 22 yaşında olduğum bir anda aklıma geldi. 191016 saat ve toplamda 11,460,960... saniye. kendime baktığımda hep düşüncelerimin peşinden gitmeye çalıştım ve eğer şansınız yoksa hep yarı yolda kalıyorsunuz. 

kazanımlarınız var. ama sistemdeki yeriniz hazır değil. sistemin kendisinden nefret eden bir adam nasıl olur da sistemin içinde kendine bir yer arayabilirdi bilmiyorum. hala amaçlarım var. yaptığım şeylerden mutlu oluyorum günün sonunda yaptığım şeylerin nelere değdiği konusunda hep şüphelerim var. 

"Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?"
Charles B.

sevgilim olsun isteyen bir adam olmadım ama birilerinin yanınızda olmasına herkesin ihtiyacı vardı. bu kişi ne çok güzel olmalıydı, ne çok idealist, ne çok mutlu, ne çok üzgün, ne amaçsız... manzara güzelse ve kadın manzarayı kapatıyorsa o kadın güzeldir. çok param da olması gerekmiyor. çok fazla dosta da ihtiyacım yok. gereksiz bir çok arkadaşa sahibim. yaratılan sistemin içinde bir işe ihtiyacım yok diye düşünürdüm. sevdiğim şeylerden para kazanabileceğimi. ve sadece sarılıp uyurken mutlu olunabileceğim gibi şeyler. ve bir kadından beni sevmesini de beklemedim, sadece beni tanıdıklarından emin olsalar yeterdi.

basit şeylerden mutlu olmayı biliyordum ama hep fazlasını istedim.

canlı bir sokakta, caddeye bakan bir evim olur ve  dostlarım gelip giderler diye düşünürdüm. bir kadına sadece sarıldığım için mutlu olabileceğini ve benden olabildiğimden daha fazlasını istemeyeceği hakkında bir şeyler. 

sonra 22 yaşına geldim. adam olmam gerekiyordu. bazı anlar her saniyeye rağmen fazla genç kalıyorsunuz. genç kalmak neyse de bir şeylerin geç kalması akrep ve yelkovanla olan aramı bozuyordu.

on yıl sonra, 32 yaşında olacağım. hayatın içindeki telaşlarımla geçen on senenin sonunda yazdıklarıma bakıp kendi telaşlarım o anki telaşlarıma bakıp bir fark görmeye denerim sanırım. bildiğim bir şey varsa; yapmak istediklerinizi yapmayı denerken gerçekten neye deydiğinin büyük resmini görmek istiyorsunuz. 

bundan 22 yıl gerisine baktığımda yapmak istediklerini hep yapmaya çalışan, hep ayakta durmaya çalışan ama arayışını hiç sonlandıramayan bir adam var.

arayış bir son mu?
yoksa yeni başlangıçlar mı?
mutlu olabildiğin kadar para mı?
bir oda dolusu dost ve aile mi?

belkide sadece, akreple yelkovan arasında ölüme giderken değer verdiklerini mutlu kalmasını sağlamak mı henüz yeterince farkında değilim. 

umarım herkes yeterince farkındadır.

5 yorum:

  1. Günaydın =) Bence arayış hem bir son hem de yeni başlangıçlar demek. çünkü istediğimiz şeye ulaşsak bile bu beraberinde başka arayışlar getiriyor. İnsanoğlunun arayışı hiç son bulmuyor ki. Çok şey istemiyoruz desek de sanırım çok şey istiyoruz.
    Hoşça kal (=

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günaydın ), umarım her arayış ve ona ait olan tüm sonlar ölüm bizi almaya geldiğinde titreticek kadar değer bir şeydir. teşekkür ederim hoşça kalın.

      Sil
  2. Merhaba. Yazı güzel ama müzik şahane. Tam da bu yüzden gidemedim bak sayfandan. Ha bi de kırk yaşına geliverdim farkında bile olmadan:))

    YanıtlaSil
  3. Zaman bu işte klasik sözlerden olacak ama her şey bir ana ait, anları nasıl değerlendirdiğin önemli yarını dünü düşünmeden , o zamanın şartları içinde anları değerlendirebilme kabiliyetin :) Zaman geçtikten sonra geriye baktığında bugünkü senle ozamanın şartlarında olan seni karşılaştırdığında hem yol aldığını hem büyüdüğünü görürsün. Elde ne var diye baktığında, kendini bulursun :)

    YanıtlaSil