16 Mart 2014 Pazar

Pencere ardında; kaldırımdan geçen insan silüetleri

Onlarca merdiven arasından
adım adım iniyorsun;
ufak bir penceresi var
tam sokağa bakan,
hafif bir ışık
caddeden inen insan
gölgelerini sızdırıyor kaldırıma.
nefes almak için pencereyi açıyorsun,
sigaranı yakıp
sokağın ufak aydınlığını
ve geçen insan manzaralarına
ufak bir yerden bakmanın
keyfi, ve sigara
hiç bitmemeli orda.

kelimelere sığmaz
ufak tefek muhabbet.
son kelimeleri
son bir mucize için sakladığın
bir pencere sunuyor sana.

pasifiğin kenarında
donmuş olan acı bir rüzgar esiyor,
yağmurun sesini
çıkardığı uğultuyla gelen
düşüncelerini duyabiliyorsun.
rüzgar bir şeyler fısıldıyor
o anlara
ve sonrasında olacaklara dair.

...

bazen kelimeler dışındayım,
kendinizi pasikteki bir soğukta
korunmasız hissetmenize benzer.
bazı şeyleri sizin yolunuza çıkaran
böyle anlardır.

düşünmeye zorlarlar.
düşünmek bazen aptalca
ne olacak olsun
demek fazla hayalperestlik
ve hiçbir şey yapmadan
karanlık bir yolda ilerlemek,
durmaktan iyi olsa da
isteklerinizi değil
hayatın size sunduğunu verir.

her zaman hayatın size sunamadığını alın

...

kendin hakkında şüpheye düşmek
insanı kül tabakalarına mahkum eder,
uzun külden kuleler.

o zamandan geriye kalan
sadece boş sayfalarla dolu
günlükler gibidir.

...

ne istediğini bilmediğin
anlarda,
öfke hüküm sürer
her şey yanana kadar
devam eder.

...

düşünceler,
hayatın içinden geçiyor fark edilmeden,
bazen kimsenin umursamadığını bilerek.

bazen insanların maskeli baloları ardında
fazlaca yıpranırlar.

hayata gerçek bir şeyler vermediğinde
bir şey de alamazsın.

erkekçe itiraf edilecek tek şey
o gerçeklikte gördüğün
adamın gölgesi,
o gerçeğe ne kadar ait.

o adam ne kadar gerçek olabilmiş
kendine
karşısındakine
diğerlerine;

sanırım
pencere ardında ki
son sigara,
kaldırımdan geçen insan silüetleri arasında kalmış
böyle bir düşüncede bitiyor...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder