18 Mart 2014 Salı

Benim -adamlık- kumbaram

sanırım,
milyon kere özür dilesem
hiç bir şeyi telefi etmez.
özür kelimesinin anlamından bile
bi haber bi adamım,
havada asılı kalmış
basit bi kelime olarak kaldı bende,
o hale getirdim.
keşke karşına
hiç cıkmasaydım
demek isterdim,
onu da diyemedim
bu defa..
beceremedim
ne de yaklaştım.

ne yaptığını
bilmeyen bir aptal,
her şeyin
azına sıcmak için gayret etti.
değer verip
ne yapıcağını
ne şekilde çözümler arayacağını
bilmeyen bi cocuk kaldım.
büyüdüğünüze karar verdiğiniz an,
bazen sarsıcı oluyor.
adam olup
bir adamın verebileceği yanıtları vermek,
bazen hiç saymadığınız
sayılara denk haldedir.
bir gün adam olursam,
tekrar özür dilemek isterim
farkındalığından kaçtığım her şeyden.
yüzüne bile bakamam ama denerim,
adam olursam.

...

hayata vermem gereken
yanıtları hep yuttum.
ileriyi görmekten hep korktum.
dedim ya önce adam olmak gerek.
adam olmaya yaklaştığında
o gece hiç bitmiyor.
ve bitmeyen her gece
sonra ki çok sayıda günün ruhudur,
bu zordur.

...

bazen bir karmaşanın içinde
bir şeyleri sevmeyi denersin,
bir şeylere ait olmayı.
karmaşayı yaratansa
kendi hayatlarınızın içinde ki
yanıtlara bağımlı kalır.
seversin bir şeyi,
herkes birilerini sever,
bazen diğer hepsinden farklı olarak
bazense ona yakın.
bir gün bitmesi gereken
bir şeyler olur,
bir gün bitince
özlenecek şeyler,
bir gün, bitince
sigara yaktıracak şeyler
bazen kaybetmekten korktuğun şeyleri
kazandıracakların
ve kazanacakların için
bırakman gerekir.

...

bir gün, bir cümle duydum.
sen bir -boşluksun- .
kendi hayatının dolu yanlarını
boşaltmış bir adamım.
yaptığım buydu.
bazen hayatına girdiğim herkes için
kendimden nefret ediyorum. sesini duyduğumda
kendimden nefret ediyorum.
eski bir fotoğrafa baktığımda
kendimden nefret ediyorum.
yaşadığım hayat içinde
veremediğim her cevap için ...  
 
ne yapmam gerektiğini,
neye inanmam gerektiğini,
ne olduğumu bilmediğim bir boşluğum.
benden daha fazla nefret etme.
beni görme bile.
kalabalığa karışmış kimsenin görmediği bir adamım.
kendimi bile göremiyorum.
neye benzediğimi
neleri sevdiğimi bile.
tüm hayatımı fırlatıp gitmek isterdim tüm her şeyden,
onu bile beceremiyorum.
hayatım cehennem kadar soğuk, sanki her şey kendi çevremde dönmeliydi sanki buna hayat deniyordu.
bir bok bilmiyordum hayata dair.
ve biliyorum ki
hiç bir tokat,
bir an da ki tek bir cümle kadar can yakamaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder