27 Ekim 2012 Cumartesi

‘gitti, artık bitti’ diyemezsin. Onlar en kötü ihtimalle kalarak uzaklaşırlar…


Kırılmış düşüncelerle dolu karanlık bir oda, camdan sokak lambasının kısık ışığı aydınlatıyor; düşüncelerin bir parça olsun aydınlanmasına faydası olur mu bilmem. Elimde bir sigara var, tütünün yanma sesi, ateşin kağıdı parçalayışı.. Duman doluyor zihnime, düşüncelerle, daha bir büyüyor her şey; belki de daha açık görmeye başlıyorum; çevremi görüyorum, gerçek dostlarımı..

Onaramayacağımız şeyler oluyor bazen, zamanın içinde bir leke gibi. Duygular yok oluyor, bazen de yeni sayfalar dolduruyorsun hayatına, hayat adlı; içinde isimler ve yüzler var. Ne oluyoruz biz dostlarım, ebediyen gitmeden beraber olduğumuz yollar bulmaya devam edecek miyiz. Bazen birbirimize zarar verdiğimiz oluyor ve uzaklaşıyoruz; ‘gitti artık, bitti’ diyorsun bazılarının ardından, ama kalarak uzaklaşıyorlar.. Dostlarım asıl mesele bizim bağlarımızın olduğu, sağlam kalelerimizin var oluşu, hiç yıkılmayan surlarımızın varlığı; bazılarıyla bu düşünceleri, bu kaleleri asla kırmazsınız işte. Hiçbir zaman sifonu çekmezsiniz, sağlam bir yumruk da yeseniz yapmazsınız; sadece bilirsiniz işte o dostunuzdur. O,  odur..

Bazen bir çıkış mı yoksa bir başlangıç cümlesi mi arıyorum bilmiyorum. Fazla fazla derinde kalıp, karanlıkta bir his arıyorum. Boş bir defter, sayfalar dolusu boşluk. Kayaya teslim olan dalgalar gibi kelimeler, dolduruyor bir süre sonra hayatımızı. Bazı kelimeler uçurumlarda kayıp, bazı yüzler de kayıp onlarla beraber. Soğuk bir havada paramparça olan dudakları konuşmasa bile, sayfalar kaplayacak yüzler var. Onlar öyle soğuk bir gecede, en soğuk en sarsıcı kelimelerle doluyor zihnine, sayfalara.. Öylece doluyor o dostlar.. Hayat denen kitabın, ilk kapağı onlar.

Bazı geceler de kemiklerin bin parçaya ayrılmış gibi gelir, hayatının şeması o gün için değişmiş gibi gelebilir ve birkaç yakın dostla kafa dağıtmaya ihtiyacın olur. Düşüncelerin sanki rehin tutuluyor içinde, bedenini yorgun hissedersin. Anılar saklarsın büyük bir sır gibi; içinde hissederek saklarsın ve bazen iyi bir dostun birkaç lafı, omzundaki eli, sana dokunuşu iyi gelir. O karmaşık düşüncelerinleyken, karanlıkta bir ışık gibi sana gelir, fırtınada huzura rastlarsın sanki.

O dostların için ‘gitti, artık bitti’ diyemezsin anladın mı? Onlar en kötü ihtimalle kalarak uzaklaşırlar…

Hayatında boş sayfa bırakma, kendi cümlelerin olsun, dostlukların olsun kale sağlamlığında, güven dolu bakışların olsun sahip çıkan; bunlara sahip hayatın ve dostların olsun boş bakışlar ve sayfalar yerine..

Dostunun yanında her gözyaşı, içindeki çiçeği sular ve sen rahatlarsın biraz daha, bir yağmurun hayat vermesi gibi. Düşüncelerini rehin tutup, bedenini ırmağa dönüştürmeni engelleyen o dostlara hep ihtiyaç var…  Daha nasıl anlatılır bilmiyorum.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder