11 Ekim 2012 Perşembe

DO NOT MESS WİTH US !


Kendi hayatlarımızı yönetecek kadar cesur bir yaşam istiyoruz aslında; hepimizin içerlerde bir yerlerde öylece hapsolmuş bedenleri var. Yapmaktan korkup boyun eğiyoruz, bizi hapseden kendi bedenlerimiz. Başımızı yastığa koyduğumuz anda sadece uyumayı diliyoruz oysa o anda bir şeylere sürekli dahil olma fikrine sahip olmak gerekiyor. Hayat için mi yaşıyorum yoksa bedenim ve ruhum için durmadan yaşayacak olan bir ruha mı sahibim.

Çılgınca gariplikler yapıp sıyrılmaya gerek yok. Yoldan sapmadan yine yürüyebiliriz, kafamızın içinde dolu alkolle iyi hissedebiliriz, içmeden de sarhoş olabiliriz. Sadece dilediğimizi yapmakta bekliyoruz. Lanet zaman öylece akıp gidiyor, her gece sanki uyumak gereksizmiş gibi. Zaman devam ediyor, ve biz bu kapının kilitlerini kırmakta zorlanıyoruz.

Etrafta o kadar çok ruh var ki, bir sürü beden. Ve hepsinin kafasında, tam da içerde bir yerde bir boşluk var; insanlar zihinlerini dolduracak sağlam işler peşinde olması gerekiyor, ama biz yinede  bundan kaçıyoruz hiç durmadan. Sıradan olanı yapıyoruz.

Birbirimize cesaret vermek; bu düşünceyle devam etmeliyiz. Sıkı bir muhabbet için, düzen içindeki kalabalıktan bir süre kurtulmak gerekiyor. Biz yeni insanlara açız aslında. Duymadığımız ve duymak istediğimiz yüzlerce yüz var, mesaj var, hayat var, kafa var..

Kıramadığımız parmaklıklarımız var; kırsak bile bir kötülük olmayacağını bile bile korkuyoruz. Aslında biz o an kayboluyoruz işte; kafanı arıyorsun, bu bir hayat arayışı.. Ne istedik de yapamadık, bize engel olan sadece aklımızın tutsaklığı başka hiçbir şey değil.

Eğer kelimeler ağzında hapsolmuşsa, ve kapıları kırıp yinede çıkamıyorum diyorsan yaşıyorsun sadece. Çoğumuz yaşıyoruz öylece, bir çok anahtarımız var. Çok fazla kilit var. Açmak zor, kırık kilitleri görüp kaçmamak olası gelmiyor, kaçıyorsun ama yapma. Sıkışmış ruhlar istemiyoruz. Biz bize sahip olunsun istemiyoruz, sadece hayata sahip çıkmaya çabalamalıyız.

Kafamızın içinde hiçbir düşünce bağırmıyor çoğu kez. Kim? kim olduğunu bir an için unutabilir ki, sıkışmışız bir kutuda; kutu oldukça geniş olabilir yinede sıkışırsın, ne zaman biliyor musun? Kutunun içinde aynı boku yemekten başka bir halt yapmayı bıraktığın an çürürsün işte.

Durdurmalı bu hayatı. Siktir etmeli bazı şeyleri. Sessizlikte kahkaha atmalı. Öfkede yumruk atmalı. En kafasız anında kafa atmalı. Biz kimiz ki? Neyiz, aynadaki biz miyiz? Yoksa sıkışmış bir ruh daha mı var kafamızın içinde. Canım sıkılıyor.
                                                                        

Do not mess with me !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder