20 Ekim 2014 Pazartesi

sadece teslim ol

okyanusa bakan bir kenarda en yukarı bakmak, orada kaybolup düşler sahnelemek seni görünce. bir aralıktan bakıyorum her kareye, bir fotoğraf makinasının alabildiğine uzanan kısmından kısıyorum diyaframını. kıstıkça ufak bir ışık ufak ama büyük bir hayat  kalıyor , o kısılmalardan geriye kalan benim -gezegenim-.

en şen kahkahaların diyaframını kısıyorum, bir tek sese yer veriyorum seninkine yakın olana. küçük çantalara eşyalarımızı koyuyoruz, ordan oraya sürüklüyoruz kendimizi. hepsini çekiyorum, her anı yakıyorum filme. maceralarımızın geçtiği noktaları tek tek sabitliyorum, sen kitap okumaya her başladığında kervan kervan gezdiğimiz yerler de anıların uyanıyor. 

uzandığın her sahilde her kumaş parçasına kokun uzanıyor. yüz mil ötedeyken bıraktığın yerden devam ediyorum. uzun bir maceranın kısa bir arasında fotoğraf makinasının filmleri hiç yorulmamışçasına bekliyor bir köşede seni. parçası kaybolmuş, sahili olmayan bir okyanus gibi bir makina parçası o saatten sonra. zamanı bekliyor.
hissetmeye çalışıyorum 
sıcaktı dokunduğu noktalar
öptüğüm her yeri sıcaktı 
kapkaranlık odalarda
bambaşka yerlerde
eşit aralıklarla avunuyordu zaman. 
bir odaya kapanmış gibiydim, 
anılar köşelere dağılmış 
diğer hikayelerini bekliyordu. 

ben zaman zaman bir köşeye dalmış 
halisilasyonlar görüyordum, 
hiç yok olmayan bir koku
hakim kılıyordu odayı. 

efsanelerle dolu bir hikaye gibi yaşamak istiyorduk,
tüm renklere ve tüm o kahramanlara dokunur gibi
tüm o hikaye ve filmleri
yaşamak.
gezip dolaştığımız tüm sokaklarda
geceleri ışıklar yanmalıydı rengarenk,
minik masal kahramanları
sokak aralarında bizi anlatırdı,
hiç durmamalıydık
belki yorulurduk,
buna değerdi. 

kollarını sar 
vücudunu, teslim et
diğer geceler ve gündüzler gibi
sanki bir denizin sahili sarması gibi
sadece teslim ol.


















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder