3 Haziran 2014 Salı

Ayık gezen sarhoş adamlardık

boşlukta kaldığımız saniyeleri toplasalar günlere vururlardı sanırım. zaman sadece bir isim benim adıma, içini nasıl doldurduğunuz hakkında pek bir fikre kapılma şansınız olmuyor.

hayatın sağından solundan çekiştirip bir şekil çıkarmayı deniyoruz. biri bir taraftan çekiştirirken bir diğeri ondan etkileniyor.

geleceğe dair umutlar peşinde koşan çocuklardık. şimdi benim geçmişe dair umutlarım var.

geçmiş ve geçecek dostlarım var. olur ya belki geçmez. geçmişe dair olan umutlarım, onlara geleceğim de sahip olabilip olamayacağımı da barındırırdı.

biliyorum ki bazen kendimize fazla ras geliyoruz. eve geliyorsun, ışığı yakıp bir kahve yapıyorsun kendi adına. bir kahve daha koyacak adamın yok. bazen biz aslında çok yakınız kafalarımıza, bazen bir o kadar uzak. bazen gelip sarılmak istiyorsun lan sadece. sikerim olum şu hayatta kime güveneceğim diye bir laf çıkıyor düşüncelerinden, kahvene bakıyorsun tek kişilik.

sonra aklına geliyor,  iki kişilik kahve doldurduğun geçmişler.  iki kişilik sayısız sohbetlere eşlik etmiş kahveler. hepsini bir an tekrar içiyormuş gibi hissediyorsun.

bazı şeyler yok olursa koyar. belki sonra o da geçer. yenisi bulurken geçen zaman koyar. tanıdık bir an gelir koyar.

hayatta bir uğraş, bir çaba içerisinde bir şeyler yapıyormuş  gibi görünüp aslında her şeyden vazgeçmiş adamların filmi gibiyiz biz. paranın ve parayı verenlerin köleliğini reddetmiş, cinselliği hayat sanmayan bunu da bir tabu yapmayan anların bileşimiyiz. kadını sevip anlayan, yol vermesini de bilen sohbetlerin adamlarıyız.
taksim de kadıköy de bir bira içmenin hayalini kuran bazen parasızlıktan bazen yoğunluktandır sadece hayalini kuran adamlarız.

noldu lan bize? biz ayık gezen sarhoş adamlardık.
artık sadece sarhoşken ayığız.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder